Biz Kimiz?

Ankara'da doğmuş, büyümüş iki genç bir Kasım akşamı tanışırlar, anlaşırlar, buluşurlar, hoşlaşırlar, eğlenirler, gezerler, tozarlar. 2 yıl geçmeden bir Eylül akşamında hayat arkadaşlığına,can yoldaşlığına sözleşirler, evlenirler. 3 yıl geçmeden bir Mayıs akşamı bu genç çiftin dişi olanı annelik, erkek olanı babalık mertebesine yükselirler veeee hayat böyle devam etmektedir.Ankara aşığıyız. (Başgansız Angara’ya daha çok aşığız :) ); Eş-dost meraklısıyız; Mükemmel dostlar biriktirdik; Ailelere düşkün, süt bebeleriyiz; Filmler, diziler, müzikler takipimizdedir; Meraklıyız, ilgiliyiz, kızımızı da çok meraklı yetiştirmekteyiz.

25 Temmuz 2011 Pazartesi

Ankara'da Bir Yaz Mevsimi...

Yok öyle duygusal, Ankara'nın griliğine uygun bir yazı yazıp, şu yaz günlerinde iyice bunaltmayacağım sizi.Sabah facebook'a girip, bu aralar akşamları nasıl geçirdiğimi yazmıştım (bol bol uzuuun ve vurucu filmler izlemek) akabinde aniden Mustafa ENGEL ve Rafet Ö. OCAKLI beylerden büyük tepkiler gördüm biri dedi. "Bu ne dingin hayattır?" ki uyuz musunuz? manasında olabilir bu. "Diğeri dedi Ankara'da bu havalarda niye evde duruyorsunuz?". "Yahu etmeyin eylemeyin" dedim, "Allah bana sizin evliliklerinizi de göstersin o biricik eşlerinizle her gün bi sosyal aktivitede görmezsem sizi, oyarım gözlerinizi" dedim. Dedim ama sallayan kim? Peehhh...

Neyse efendim, velhasıl kelam evlendiğimden beri baya bi güzel filmler, diziler izlemiş olduğumu fark ettim. Evlendiğimiz ilk bir ay tv yoktu evimizde, daha sonra da yine bi 3-4 ay tv yayınımız yoktu. İşte o ara “How i Met Your Mother”da takılı kaldık uzunca bir süre. Her oturuşta 2-3 bölüm izlemezsem doyamıyordum. Neyse efedim baktım artık Barney’in sapıklıkları, Marshall’ın salaklıkları tat vermemeye başladı o zaman tıpkı bir süper kahraman edasıyla Erdik sahneye girdi ve beni “Alias” ile tanıştırdı. Vay arkadaş o ne diziydi yahu? Nefesimi tutarak izliyordum resmen, bazı saçmalıklar vardı hatta çoğu bilimkurgu tarzında gidiyordu ama pek güzeldi dizi, bulun izleyin derim, hatta isteyene tedarik edebilirim. Bitmesin diye ne kadar dirensem de malumunuz her güzel şeyin bir sonu olduğundan o dizide bitti, sonra dedik ne yapalım, ne izleyelim? Duyduk ki ABD’de en çok izlenen dizilerden biri “Game of Thrones” imiş. Büyük bir heyecan ve istekle diziyi izlemeye koyulduk ama o da ne? Filmde afedersiniz porno had safhada, ensest ilişkiler gırla gidiyor benim midem bi bulandı, zaten beyim de pek haz etmedi bu durumdan 2 bölümlük kısa bir ömrü oldu bizim evde o namussuz dizinin. Sonra ben bir baktım “Revolver” diye bir film, geçmiş yıllarda internet alemini dağıtmış, yine çektim bir “e hadi” ve başladık izlemeye ama hiçbir şey anlamadım. O ne filmdi arkadaş, koptum gittim. Sonra kült filmlerden biri olan “Kill Bill” serisine merak saldım, hemen izlemeye koyulduk ve ben bayıldım filme, yani filmden çok müziklerine, çekim tarzına, hikayesine. Ben çok beğendim izlemediyseniz izleyin derim, bir haftadır hala sabahtan akşama müziklerini dinliyorum, o kadar yani…Ama o da bitti e ne kaldı elimizde? Şöyle bir düşündüm ve en çok “Yüzüklerin Efendisi” ni tekrar izlemek istediğimi keşfettim hemen akabinde başladık seyre. Ve ne kadar doğru bir karar verdiğimi anladım. Kapatılan ışıklar, karanlık oda, açık balkon ve Dikmen esintisi…bu filme pek yakıştı 2. Ve 3. Bölümleri beraber seyreyleyelim, buyurun gelin…

1 yorum:

  1. yalnız genişletilmiş versionları izleteceğim sana. her bölüm normalden 20 dk falan uzun.

    YanıtlaSil